
Dijital şiddet normalleşme tuzağında
Şanlıurfa'daki lisede ve Kahramanmaraş'taki ortaokulda gerçekleştirilen silahlı saldırılar, sosyal medya platformları ve şiddet içerikli sanal oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini bir kez daha tartışmaya açtı....
No Meeting by June 30 — Where will Trump and Putin meet after that?
Uluslararası arenada önemli bir gelişme yaşandı. Şanlıurfa'daki lisede ve Kahramanmaraş'taki ortaokulda gerçekleştirilen silahlı saldırılar, sosyal medya platformları ve şiddet içerikli sanal oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini bir kez daha tartışmaya açtı. Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU) Rektörü Prof. Lütfi Sunar, ABD ve Kanada gibi ülkelerde sıkça görülen okul saldırılarının Türkiye'de de ortaya çıkmaya başlamasının ilk bakışta bu olgunun küreselleştiği izlenimini verebileceğini ancak Türkiye'deki vakaların henüz çok sınırlı sayıda olması nedeniyle böyle bir genelleme yapmanın erken olduğunu, bunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Buna rağmen, son dönemde bu tür olaylarda bir artış eğilimi gözlenmesinin dikkati çekici olduğunu söyleyen Sunar, "Bu durumun nedenlerini anlamak için meseleyi tek bir boyuta indirgemeden, bireysel psikoloji, toplumsal değişim, dijital kültür, şiddetin temsili, eğitim ortamları ve gençlerin karşı karşıya kaldığı baskılar gibi farklı düzlemlerde ele alan çok boyutlu ve disiplinler arası çalışmalara ihtiyaç vardır. Ancak ne tür bir çalışma yapılırsa yapılsın okulun yaşayan bir örgütlü sosyal yapı olduğu unutulmamalıdır. Yani her duruma uyan ve genel geçer çözümler yerine aynı anda uygulanacak çok boyutlu tedbirlere ihtiyaç bulunmaktadır.
Gelişmelerin Detayları
Sunar, bu saldırıları gerçekleştiren gençlerde sıkça vurgulanan "toplumsal yalnızlık" olgusunu anlamak için sosyalleşme sürecine bakmak gerektiğini, özellikle ilk gençlik döneminin, bireyin kimliğini inşa ettiği ve çocuklukta daha kolay benimsediği toplumsal kuralları sorgulamaya başladığı kritik bir evre olduğunu dile getirdi. Bu süreçte otoriteyle ilişkilerin gerilimli hale gelebildiğini, akran ilişkilerinde kabul görme ihtiyacı artarken, dışlanma ve zorbalık deneyimlerinin de yoğunlaşabildiğini kaydeden Sunar, şunları söyledi: "Daha dışa dönük bireyler bu çatışmaları görece daha sağlıklı yönetebilirken, içe dönük ya da kırılgan yapıya sahip gençler baskı ve çatışma karşısında daha zorlanabilmekte, kendilerini dışlanmış ve yalnız hissedebilmektedir. Buna dijital ortamlardaki karşılaştırma kültürü, görünürlük baskısı ve çevrim içi zorbalık da eklendiğinde, yalnızlık duygusu derinleşebilmektedir.
Bu birikim zamanla öfke, yabancılaşma ve değersizlik hissine dönüşerek, bazı durumlarda bireyin kendini kanıtlama ya da 'görünür olma' arzusuyla uç davranışlara yönelmesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle meseleyi yalnızca bireysel özelliklerle değil, aile, okul, akran grupları ve dijital çevreyi birlikte ele alan bütüncül bir çerçevede değerlendirmek gerekir. " Dijital kültürün artık hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve yeni nesillerin 'dijital yerli' olarak bu mecralarda varlık göstermesini başlı başına bir sapma olarak görmenin doğru olmadığını, nitekim benzer tartışmaların geçmişte televizyon için de yapıldığını anımsatan Sunar, bugün dikkati çeken hususun, gençlerin giderek daha fazla ev içi ve çevrim içi ortamlara sıkışması olduğunu ifade etti.
Gelişme, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Diplomatik çevreler konuyu dikkatle izliyor.





