
Hürmüz için seçenekler neler?
1970'lerde İsrail ile Arap ülkeleri arasında yaşanan savaşlar sırasında Batı'nın Tel Aviv'e verdiği desteğe tepki olarak başlayan petrol ambargolarıyla derinleşen enerji krizleri, hem akaryakıt fiyatlarını hem...
No Meeting by June 30 — Where will Trump and Putin meet after that?
Uluslararası arenada önemli bir gelişme yaşandı. 1970'lerde İsrail ile Arap ülkeleri arasında yaşanan savaşlar sırasında Batı'nın Tel Aviv'e verdiği desteğe tepki olarak başlayan petrol ambargolarıyla derinleşen enerji krizleri, hem akaryakıt fiyatlarını hem ticaretini, enflasyonu ve büyük güçlerin dış politikasını etkilemişti. Bugün Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmeler de benzer bir kırılma ihtimalini gündeme taşıyor. Zira Hürmüz üzerindeki tartışmalar artık bu dar su yolunun güvenlik riski, sigorta maliyeti ve askeri baskı nedeniyle küresel sistem üzerinde ne kadar büyük bir sarsıntı yaratabileceği üzerine odaklanmış durumda.
Pakistan'da ABD ile İran arasında yürütülen temaslardan somut bir uzlaşı çıkmaması da bu kaygının büyümesine yol açtı. Diplomasi masası tamamen dağılmış değil, ancak masadan olumlu bir sonuç çıkma ihtimali kısa vadede zayıf görünüyor. Sahadaki tablo ise bu belirsizliği daha da derinleştiriyor.
Gelişmelerin Detayları
İran, boğazın kendi tarafındaki çıkışlar üzerinde baskısını sürdürürken, ABD de İran limanlarına yönelik deniz ablukasını başlattı ve İran'a giden ya da İran'dan çıkan gemi trafiğini hedef aldığını duyurdu. Bu adım, Pakistan'daki görüşmelerin sonuçsuz kalmasının hemen ardından geldi. Böylece boğaz, fiilen ne tamamen açık ne de tamamen kapalı bir hatta dönüştü.
Giriş ve çıkışların farklı güçler tarafından baskı altına alındığı, son derece kırılgan bir geçiş alanı ortaya çıktı. Washington cephesi bu yeni aşamayı doğrudan güç diliyle tanımlıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ticaretini baskı altına almasına izin vermeyeceklerini söylerken, İran limanlarına dönük ablukayı da Hürmüz'ü yeniden işler hale getirme girişimi olarak sundu.
Trump ayrıca abluka hattına yaklaşan İran unsurlarının hedef alınacağını açıkladı. İran tarafı ise buna sert tepki verdi; ABD'nin adımını "korsanlık" diye nitelendirdi ve kendi limanları tehdit edilirse bölgedeki diğer limanların da güvenli kalmayacağını savundu. Bu nedenle bugün tartışma, boğazın açılıp açılmayacağından çok, nasıl açılacağına, kimin denetiminde işleyeceğine ve bu düzenin sürdürülebilir olup olmadığına odaklanıyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Hürmüz'de oluşan mevcut tablo, klasik anlamda "açık" ya da "kapalı" bir boğazdan söz etmeyi zorlaştırıyor. İran, kendi kıyı hattından yapılan çıkışları kontrol altında tutarken, ABD de İran limanlarına yönelik başlattığı deniz ablukasıyla giriş trafiğini hedef alıyor. Bu durum, boğazın fiilen iki tarafın baskı araçlarını aynı anda kullandığı bir alana dönüştüğünü gösteriyor.
Sahadaki veriler de bu tabloyu doğruluyor. Ateşkes sonrasında sınırlı hareketlenme görülse de, yüksek risk nedeniyle bazı tankerlerin rotasını değiştirdiği ve geçişlerin istikrarlı bir düzene oturmadığı ifade ediliyor. Yani boğaz tamamen kapanmış değil, ancak normal işleyişinden uzak, kırılgan bir hat olarak çalışıyor.
Bu kırılganlığı derinleştiren en önemli unsurlardan biri ise mayın riski.
Bu haber, küresel gündemin en önemli başlıkları arasına girdi. Uzmanlar olası gelişmeleri mercek altına alıyor.





